Marslı
6.2
Sizin Oyunuz:
Oylama: 6.2 /10 (11)
8.1 IMDB Puanı 63 Görüntülenme

Marslı

Mars gezegenine astronotların gönderildiği bir görevde, Mark Watney isimli astronot şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Fakat Watney hayattadır ve kendisini Mars’ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla, zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal göndermeye çalışır. Milyonlarca mil uzakta NASA ve uluslararası bilim insanları durmaksızın bu ‘Marslı’nın eve dönmesi için uğraşırken, ekip arkadaşları da tehlikeli bir kararın eşiğine gelecektir...
Geçtiğimiz yılın en sevilen bilimkurgu kitaplarından biri olan Andy Weir imzalı The Martian, ülkemizde de yakın zamanda "Marslı" adıyla basılmıştı. Marsta mahsur kalan maharetli astronot Mark'ın günlüklerinden derlenen çetin bir hayat mücadelesini anlatan filmin başrolünde Matt Damon yer alırken kadroda kendisine Sean Bean, Kate Mara, Jessica Chastain, Jeff Daniels ve Michael Pena gibi isimler eşlik ediyor. Yönetmen koltuğunda ise türün sevilen yönetmeni Ridley Scott var.


  • Yorumlar
  • Detaylar
  • Özet & Detaylar

    Marslı, tansiyon dolu, akıllı, düşündüren bir bilim-kurgu/gerilim olmasıyla beraber herkesi mutlu edecek bir sinema deneyimi. Hemen hemen her tür seyircinin bu filmden mutlu çıkacağını tahmin ediyorum. Gerilim hissederken eğlenmek isteyen genel seyirci, insanların bir araya gelerek başka bir insanın yaşamını kurtarmak için ellerinden geleni yaptıkları, sıkı bir hikaye yapısına sahip, süspans dolu ve ilham veren bir hikaye bulacak.

    Başka bir astronotun sağ salim dünyaya dönmeye çalışmasını betimleyen Yerçekimi gibi bilim-kurgularda bilimsel açıklıkları eleştiren bilim severler, Marslı’nın gerçek bilimden esinlenmesini bırakın, hikayenin içindeki ölüm ve yaşam arası problemlerin bilim ve matematik ile çözülmesine sevineceklerdir. Bu arada Yerçekimi’nin her ne kadar bilimsel bakımdan yüzde yüz olmasa bile muazzam bir macera olduğunu, yılının en iyi filmlerinden biri olduğunu düşünüyorum, onu da belirteyim.

    Görsel bazlı sinema severler hem ıssız kırmızı gezegeni nefes kesen bir güzellikle betimleyen çekimlerden, hem de modern uzay programını gösteren sahnelerden haz alacaktır. Ve son olarak, yönetmen Ridley Scott sonunda hem en favori filmi, hem de sinemacı olmasına direk ilham veren 2001: Bir Uzay Macerası’nı araya Xenomorph’lar ve vücutçu albino uzaylılar girmeden görsel bakımdan yeniden yaratma mutluluğuna erişiyor.

    Marslı, her ne kadar son dönemde hissettiğim en nefes kesici ve heyecanlı finallerden birine sahip olsa da, ilk perdenin hikaye yapısı bakımından biraz zorlandığını itiraf etmeliyim. Bir fırtına yüzünden felaket ile sonuçlanan bir görevden sonra Mars’da tek başına kalan botanist Mark Whitney (Matt Damon,), pes etmeyi reddeder ve bir sonraki araştırma gemisi dört yıl sonra gezegene inene kadar yaşamda kalmaya çalışır. Mark, karmaşık bilimsel bilgileri seyirciye aktarmak için gayet yaratıcı bir çözüm olan video günlükleriyle hem akli dengesini koruyup, hem de bilimsel verileri kaydederken, onun yaşamda kalma savaşı insan yaratıcılığını kutlayan bir hikayeye dönüşüyor.

    Bu sekansların yarattığı gizem ve huşunun gücü, ne yazık ki Ridley Scott ve Andy Weir’in kitabını uyarlayan senaryo yazarı Drew Goddard’ın Mars sekanslarını durmadan Chiwetel Ejiofor, Jeff Daniels, Kristen Wiig ve Sean Bean gibi güçlü oyuncu kadrosunun canlandırdığı Nasa ekibine kesmesiyle biraz azalıyor. Mark’ın halen yaşıyor olduğunu fark eden Nasa ekibi, onu kurtarmak veya en azından bir sonraki görev inene kadar ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor. Evet, bu sahneler de gayet ustaca elden geçiriliyor, fakat dünyada insanların Mark’ı kurtarmaya çalıştıklarını bildiğimiz için Mars sahnelerinde Mark ile beraber hissetmemizin beklendiği izolasyon ve bilinmezlik hissi yok oluyor.

    Fakat Mark, dahiyane metodlar kullanarak Nasa ile bağlantıya geçmeyi başardığı anda filmin son karesine kadar tansiyonu bırakmayan bir yaşamda kalma macerası başlıyor. Mark’ın Mars’da yaşabilmesini zorlaştıran her dış çelişkinin özel efektlerle dolu ucuz eğlencelik numaralar yerine bilim ve matematik ile çözülmesi bu basit fakat etkileyici hikayeye bir yenilik ve saygı ekliyor.

    Marslı’nın senaryosu neredeyse tamamen bilimsel ifade ve açıklamalar ile dolu, çünkü Mark’ın hayatta kalabilmesi için her an yeni bir bilimsel çözüm bulunması lazım. Bu durum, hikayenin derin bir karakter yapısına sahip olmasının ve karakterler arasındaki kişisel ilişkilerin oluşturulmasının önünü kesmiyor değil. Bu bakımdan Scott ve Goddard, bilimsel diyaloglar arasına küçük detaylar sıkıştırarak minimal bir yaklaşımla karakterler arasında insani birer bağlantı yaratmayı başarıyorlar. Mesela, Mark’ın görev kaptanı Melissa’nın (Jessica Chastain) 1970'ler disco müziğine olan tutkusu ile dalga geçmesi bu iki karakter için önem taşıyan bir anda seyirci için yeterince bir duygusal bağ yaratıyor.

    Marslı, mükemmel olmamasına rağmen akıllı bilim-kurgu ve zamana karşı yarışı betimleyen gerilimi etkileyici ve heyecanlı bir biçimde birleştiriyor. Ridley Scott’dan uzun zamandır bu kadar iyi bir film görmemiştik ve Marslı, bir bakıma Prometheus için özür niteliğine sahip.

    Diğer Adları:

    The Martian

    Senaryo:

    Drew Goddard, Andy Weir

    Ödüller:

    7 Oscar Adaylığı. Diğer 34 ödül & 168 adaylık.

    Henüz hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yapan sen olmak istemez misin?