Kralın Kılıcı: Final Fantasy XV
8.0
Sizin Oyunuz:
Oylama: 8.0 /10 (1)
8.9 IMDB Puanı 373 Görüntülenme

Kralın Kılıcı: Final Fantasy XV

Lucis krallığı Kutsal Kristal’in evidir; ama Niflheim imparatorluğu krsitali çalmak ve ele geçirmek için krallığı tehdit eder. Lucis Kralı Regis’in emri altında kralın büyü gücüyle donatılmış Nyx ve bir grup seçilmiş askerden oluşan Kingsglaive birliği yer almaktadır. Bu birlik canları pahasına Kral Regis’i korumakla görevlendirilmiştir. Fakat imparatorluğun askeri gücü krallıktan üstündür. Kral Regis şimdi zor bir kararla karşı karşıyadır. Oğlu Prens Noctis ile Niflheim’ın tutsağı Tenebrae Prensesi Lunafreya’yı evlendirerek topraklarının hakimiyetini imparatorluğun emrine verecektir. Kralın pes etmesine rağmen kısa sürede imparatorluğun kötü emellerini gerçekleştirmesi için hiçbir şey uğruna durmayacağı belli olur. Şimdi Niflheim İmparatorluğu ve dünyanın hakimiyeti arasında duran tek engel Kingsglaive’dir...
Final Fantasy oyun serisinin beyazperde uyarlaması olan Kralın Kılıcı: Final Fantasy XV'te yönetmen koltuğunda Takeshi Nozue oturuyor. Filmin orijinal seslendirme kadrosunda Aaron Paul, Lena Headey ve Sean Bean gibi isimler bulunuyor.


  • Yorumlar
  • Detaylar
  • Özet & Detaylar

    Piyasaya çıkış tarihi yılan hikayesine dönen yeni nesil Final Fantasy mahsulünün oyunseverlerle buluşmasına az bir süre kala; öykü evrenini şatafatlı bir şekilde perdeye taşıyan Kralın Kılıcı sinema salonlarımızın tozunu atmaya başladı bile! Hibrit fantezinin yıkılmaz kalelerinden biri olan FF’nin bu yeni kombinesi; türün meraklılarını heyecanlandıracak ve teknik makyajıyla da kendisine hayran bırakacak bir epik düello adeta!

    Final Fantasy, kabaca benim jenerasyonuma mensup oyunseverlerin önemli bir kısmını etkilemiş, tamı tamına benimle yaşıt bir seri! Her oyun ile birlikte, takipçilerini farklı evrenler, farklı öyküler ve bambaşka karakterlerle tanıştıran Final Fantasy külliyatı, hiç kuşkusuz epik fantezi ile modern bilimkurgu evliliğinin en leziz meyvelerinden biri. Tabi Kralın Kılıcı, oyunun renkli evreninden beyaz perdeye ya da video arenasına zıplayan ilk uyarlama değil. Video piyasası için hayata geçirilen ve serinin beşinci oyununu kaynak alan Legend of the Crystals; serinin en sevilen halkalarından biri olan yedinci oyunun uyarlamaları Last Order, On the Way to a Smile ve özellikle Advent Children dışında; CGI namına ciddi bir gözdağı olsa da içeriği sebebiyle bir köşeye ittirilen ve fantezi kısmı neredeyse hadım edilmiş olan 2001 tarihli Final Fantasy sayesinde; seri beyazperde çıkarmalarına da iyice alıştı. Kralın Kılıcı ise; uzun uzadıya anlatılan öykülerden tutarlı kesitleri ustaca neşterleyip çıkartabilen ve Advent Children sayesinde FF evrenini perdeye taşıma becerisini kanıtlamış olan Takeshi Nozue’nin ellerine teslim edilmiş!

    Malumunu Kralın Kılıcı abartılı ve merak uyandırıcı reklam kampanyaları sayesinde “dönüşüm muhteşem olacak” diye haykıran FFXV’in üç koldan yapacağı saldırıların ilk ayağı! Öykünün makro ölçekte nerelere varacağını oyunu ve Brotherhood adını taşıyan kısa animeleri görmeden kestirebilmek zor. Eğer stratejik bir adım uygulanacaksa, Kralın Kılıcı “nektar haline getirilmiş” uyarlama olmanın çok çok ötesinde, tam zamanlı bir öykü kesiti. Yani film boyunca, Lucis Kralı Regis’in muhafaza ettiği Kutsal Kristal, bu kristalin kazandırdığı güçler ve bu güçleri kendi savunması için kullanan ve kralın özel taktik savunma teşkilatlarından biri olan “kılıç”lara kazandırdığı güçler yineleniyor ama yine de ciddi ve daha kapsamlı bir prolog ihtiyacı var öykünün ki bu da oyuna entegre bir şekilde takipçilerin sofrasına konulabilir diye düşünüyorum.

    İhtimalleri bir kenara bırakıp önümüzdeki paketi açmak gerekirse eğer… Öykü aslında her biri farklı mitlere ev sahipliği yapan FF çeşitliliği içerisinde bile fazlasıyla tanıdık. Hemen yüzünüzü düşürmeyin! Buradaki “tanıdıklık” klişelere var gücüyle abanan bir yapıma değil de eski bir dostla karşılaştığınızda hissettiğiniz türden bir aşinalığa benziyor daha çok. Şöyle ki; Niflheim İmparatorluğu, Lucis Kralı Regis’e, onun ordularına ve bizzat inşa ettiği rüya şehri Insomnia’ya olağanüstü güçler kazandıran kürenin peşine düşer. Fakat bu arzu daha fazla yıkımı beraberinde getirir. Insomnia kısmen güvende olsa da; savaş her iki tarafın da büyük kayıplar vermesine sebep olur. Nihayetinde Lucis ile Nifheim arasında uzlaşma yapılması uygun bulunur. Bu sayede hem akan kan duracak hem de Regis, on beş yıl önce Niflheim’in kilit altına aldığı kızına kavuşacaktır. Nitekim hiç bir şey göründüğü kadar masumane değildir! Evet! Geniş çaplı bir FF güzellemesinde karşımıza çıkacak türden bir öykü. Fakat Square Enix ekibinin ve yönetmen Nozue’nin derdi, başınızı hiç anlatılmamış bir öyküyle döndürmek falan da değil zaten!

    Kralın Kılıcı, RPG alışkanlıklarını yavaş yavaş terk ederek hack & slash nitelikleri kazanan Final Fantasy serisinin vitrini olmuş diyebiliriz. Karşımızda yine çok karakterli ve çok cepheli bir öykü var. Muhtemelen yeni oyun ile birlikte bu karakterlerin bir kısmıyla babamızın oğlu gibi samimi olacağız ama iki saatlik bir öykü içerisinde, son derece kritik isimler bile figüran görevi görmüş ister istemez. Öykünün merkezinde ise yine taşralı ve yine “kahraman olmak” ile kafayı bozmuş deli fişek Nyx Ulric var. Nyx, son yıllarda karşımıza çıkan pek çok popüler video oyun karakterinin kaba bir karışımı adeta! Regis tarafından tıpkı diğer “kılıç”lara olduğu gibi kendisine bahsedilmiş teleport yeteneği, elementleri kurcalabilmesi; Prince of Persia’nın Destan’ını; Assassins Creed’in Ezio’sunu ve Prototype’ın Alex Mencer’ını andıran grafik benzerliği sayesinde de FF’in yeni trendleri yakalama çabasının da yeşermeyi başarmış bir ürünü gibi duruyor.

    Kralın Kılıcı’nın esas kartı ise teknik kısmı! Son 2 yıldır basına sızdırılan oyun videolarıyla takipçilerinin ağızlarının suyunu akıtan Square Enix ekibi; görsel anlamda tüm kozlarını filmin üzerine boca etmiş! Insomnia’nın fütüristik sterilliği, Lucis’in dış mekanlarındaki yüzen adalar ya da Fallout’u anımsatan post apokaliptik harabeler... Her anlamda gözlere şenlik bir fantezi karanavalı var karşımızda!

    Salonlarımıza teşrif eden bu sıfır kilometre Final Fantasy mahsulü, aksiyon gazına çekinmeden basan, patlamaya hazır bir bomba orası kesin! Gel gelelim özellikle ikinci yarından itibaren, dengeli planlar yavaş yavaş tökezlemeye başlıyor ve perde iyiden iyiye karışıyor. Nihayetinde izleyici karmaşık bir finalin kucağına atılıyor. Oldukça gürültülü bir final kapışması servis ediyor. Öyle ki yapımcılar, güzelim Insomnia şehrini imha ederken; kent merkezinin tam ortasına şatafatlı bir kaiju dövüşü kondurmaktan da çekinmiyorlar! Gel gelelim bu kuru kalabalık, finali şişmanlattığı gibi, final klişelerini de yer yer çiklet misali uzatıyor.

    Son tahlilde, karşımızda bu zamana kadar perdeye taşınmış en “hareketli” ve hararetli Final Fantasy uyarlaması duruyor, bu kısmı inkar etmeyelim! Doyurucu aksiyonu, filmin sonlarına doğru gözlerinden akan samimiyete seyirciyi tamamen inandırmış ve aradaki CGI buzlarını eritmiş karakterleri, detaylı ve özenilmiş görsel işçiliği ile hem oyunun hem de türün meraklılarını fazlasıyla tatmin edecek bir şölen! Square Enix, bir süredir irtifa kaybettiği iddia edilen seriye on beşinci turunda yeniden taze kan pompalamayı başarmış gibi duruyor. Yani en azından öykünün sinema ayağında durum epey parlak!

    kaynak: http://www.beyazperde.com/filmler/film-246280/elestiriler-beyazperde/

    Henüz hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yapan sen olmak istemez misin?